Geleneksel Antalya Evi

19. yüzyıla ait geleneksel dış sofalı tipik Antalya evinin iki katlı bir örneğidir. Girişte ziyaretçiyi karşılayan mozaik zemin eski Antalya evlerinin vazgeçilmez günlük yaşam alanıdır. Konyaaltı kıyısından toplanmış çakıl taşlarının, özel bir harç üzerine yerleştirilmesiyle oluşturulan bitkisel ve geometrik bezemeli bu mozaikler, yüzyıllar boyu süregelen bir geleneğin günümüze ulaşan yansımasıdır. Bu mozaikler, aynı zamanda çakıl taşları arasında gün boyu kurumadan kalabilen ıslaklığın sağladığı serinlikle kentin sıcak iklim koşullarında özlenen bir yarara dönüşür.

Evin üst katındaki “hayat” bölümüne çıkıldığında, ziyaretçi kendisini eski fotoğraflarıyla; “geçmiş zaman aynası”ndan yansıyanlarıyla; oyun oynayan çocuklarıyla 19. yüzyılın Antalya’sında bulur. Bu bölümde kent tarihinden seçilmiş önemli olayları aktaran bir “zaman şeridi” de vardır.

Hayata açılan 3 odada 19. yüzyıl Antalyası’nda bir düğün evinin tatlı telaşesi ile karşılaşılır. İlk odada sohbet eden misafirlere kahve ve turunç reçeli ikram edilirken, gelinin annesi onlara övünçle düzdüğü çeyizi göstermektedir.

İkinci odada “Damat Tıraşı” sürmektedir. Damat, sağdıcı ve berber arasında geçen şaka dolu konuşmalardan sonra, “Kına Gecesi” odasına girilir. Gelinin birbirinden alımlı arkadaşları Udçu Zeynep Hanım’ın içli gelin ağlatması ve manileri eşliğinde kınayı getirirken, bir yandan da ikram sürmektedir.

Müzede özel ve özgün efektlerle sunulan bu gelenekler günümüzde nadir de olsa devam etmektedir.

Dönemin mimarlık ve süsleme özelliklerini de hatırlatarak yaşatmak amacıyla evin iç süslemesinde kullanılan ahşap çıtalı tavanlar ve kalemişi bezemeler, Kaleiçi’nin önemli yapıları arasında sayılan Tekelioğlu Konağı’ndan esinlenmiştir.