Geleneksel Antalya Evi / Antalya Evi

Antalya Evi’nin oluşumu, doğaya, çevreye bağlılık; biçimden önce işleve önem vermek; açıklık, içtenlik, esneklik, pratiklik gibi bazı temel ilkelere dayandırılmıştır. Bunların yanı sıra, gerek odaların kavramı ve yapı içindeki durumu, gerekse kendi iç düzenleri, geleneksel Türk Evi mekân kimliği ile tam bir uyum içindedir.

Yazları çok sıcak, kışları ılıktır Antalya’nın. Evlerde soğuktan çok, güneşi önleme, serinlik sağlama temel kaygıdır. Yazın, gündüzleri denizden karaya, geceleri karadan denize esen yumuşak esintilerden olabildiğince yararlanabilme, günlük yaşamda sohbetin konusu, konutun övünç kaynağıdır. İşte bu nedenle gölgeli taşlıklar, yüksek tavanlı odalar, avlular, Kaleiçi Evleri’nin belirleyici özelliğini oluşturur.

Genellikle iki katlı ve dış sofalı plan tipindeki evlerin zemin katı kagir, üst katı ahşap iskelet sistemindedir. Cephelerde kıvrık dallar, çiçek, ayyıldız, yaprak, rozet motiflerinden oluşan alçı ve kalemişi süslemelere, “Allah”, “Maşallah” gibi yazılara sıkça rastlanır. İçeriye, iki kanatlı büyük bir bahçe kapısı ya da doğrudan taşlığa açılan ahşap bir kapıyla girilir. Yüksek duvarlarla istenmeyen bakışlardan korunan bahçe, ağaçlarının koyu gölgesindedir. İklim elverdiği için çoğu kez mutfak, banyo, çamaşırlık, depo, kiler, ahır gibi hizmet donatımı hep giriş katında örgütlenmiştir. Böylelikle servis ögeleri, planı hemen hemen etkilemez. Her evin bahçesinde yer alan sarnıç biçiminde, taş bilezikli bir su kuyusu aynı zamanda içine yiyeceklerin sepetle sarkıtıldığı bir buz dolabıdır da. Sokaklar boyunca ev duvarlarına paralel uzanan arıkların taşıdığı sular salt bahçe sulamasında kullanılmak üzere sırasıyla evlere çevrilir.

Bahçenin evin altına doğru sokulmuş bölümüne taşlık adı verilir. Taşlıklar Antalya Evleri’nin vazgeçilmez ögeleridir. Günlük yaşam daha çok taşlıkta ya da hayatta geçer. Küçük çakıl taşlarının tatlı kireç harç üzerine tek tek döşenmesiyle oluşturulan bitkisel ve geometrik bezekli mozaikler binlerce yıllık bir geleneğin sürgünü biçiminde taşlıkların zeminini süsler. Bu dekoratif zenginlik, çakıl taşları arasında kurumadan kalabilen ıslaklığın gün boyu sağladığı serinlikle yarara dönüşür.

Taşlıktan birinci kata bağlanan ahşap iç merdiven, tam orta sahanlığında bir ara kata geçiş olanağı da verir. Basık tavanlı, küçük pencereli ara kat odaları daha çok kiler görevi görmektedir.

Merdivenin son bulduğu yarı açık mekana hayat ya da sofa denilmektedir. Oturma sekileri, el yıkama yerleriyle donatılan hayat, Antalya Evi’nin toplanma, birlikte yaşama ve ortak kullanım alanı, bir anlamda odağıdır. Ev içi üretim eylemlerinin büyük bölümü burada gerçekleştirilir. Evlerde ana kat birinci kattır. Yer katının, çoğu kez sokağın parsel konturlarına uymak zorunluğundan kaynaklanan düzensiz planı, birinci katta bol pencereli çıkmalar yapılarak düzeltilir. Çıkmalar ev halkının sokak veya bahçe ile uygulanan değişik çıkma türleriyle sokaklar, meydanlar tekdüzelikten çıkar, hareket ve zenginlik kazanır. Üst katta, her biri ailenin tüm özel yaşamına çözümler getirmek üzere ana birim olarak akıllıca planlanmış bir dizi odanın kapıları sofaya/hayata açılmaktadır. Odalardan en büyüğü, en gösterişlisi olan başoda evin beyine aittir. Odanın bir duvarında ahşap davlumbazlı ocak, bunun her iki yanında, içine gece ortaya serilecek yatak yorganın konulduğu kapakları bezemeli yüklükler, duvardaki yüksek raflar, testilik, peşkirlik, lambalık, fincanlık, kavukluk gibi isimleri yalın görevlerini de belirleyen dolaplar, oymalı göbekle zenginleştirilmiş çıtalı tavanlar mekânın kimliğini etkileyen önemli ögelerdir.

Ana pencere dizisi önü ve bunun iki yanındaki kolları sedirler çevreler. Sedirler kadınların dışarıyı seyrettiği ve konuklarını ağırladığı yerlerdir. Odanın renk renk halı, kilim yayılı alt örtüsü, gün boyu değişen çok amaçlı kullanımlar için boş bırakılan alanlardır.

18. yüzyıldan itibaren Batı’nın Barok ve Rokoko üslupları özellikle iç mimaride ve süslemede kendini gösterir. Kısa sürede İstanbul’dan Anadolu’ya da ulaşan etkileriyle, zengin konaklarında duvarlar meyve, çiçek gruplarından oluşan panolar ve manzaralarla bezenir. Özellikle oda tavan eteklerine yerleştirilen şerit halinde İstanbul manzaraları, perde veya pencere şeklinde boyalı bir çerçevenin içinde, adeta dışarıya bakılırcasına çizilen hayali resimler, ev sahibinin ekonomik gücüyle bağlantılı olarak Kaleiçi’nde geçmişten kalan sadece bir kaç evde de görebildiğimiz sevilen örneklerdendir.